YAYINLAMA Wednesday, June 5, 2013, 10:00 AM icinde LAKTO GÜNCEL HABERLER

Son dönemde yerli firmalar teknoloji geliştirme konusunda önemli adımlar atsalar da ithal ürün hayranlığı hala oldukça yaygın. Tarım teknolojileri ve özellikle de hayvancılık konusunda da durum çok farklı değil. Bunu değiştirmek için yola çıkan LAKTO, Ortak Gelişim Limited Şirketi, geliştirdiği süt sağım makinelerini geçen yıl ortasında pazara sundu. 5 yıllık bir çabanın ürünü olan bu makineler hem sağladıkları verim artışı ile işletmenin süt miktarını artırıyor, hem de meme sağlığı konusundaki performanslarıyla sütün kalitesini yükseltiyor. Bu sayede de işletmenin büyüklüğüne göre 1-3 ay içinde kendini amorti ediyor. LAKTO, iç piyasada oldukça rağbet gören bu makineler ile yurtdışı pazarlarda da iddialı. Geçen yıl sektörün en büyük fuarı olan Eurotier’de görücüye çıkardığı sağım makineleri büyük ilgi gören LAKTO, hedef pazarlar olarak kısa vadede Pakistan, Hindistan, İran ve Afrika’yı, orta vadede Avrupa’yı belirledi.

LAKTO’nun bir diğer hedefi de orta ölçekli işletmelere, modernizasyon yatırımları için yüzde 65’e kadar hibe sağlayan AB’nin kırsal kalkınma desteklerinden faydalanmaları konusunda destek sağlamak, anahtar teslimi projeler üretmek. Yurtiçi ve yurtdışında sektörün asırlık firmalarıyla rekabet eden LAKTO’nun İşletme Müdürü Gökhan Tüzün, KOBİ’den’in sorularını yanıtladı.

Bize LAKTO’dan ve neden bu sektöre yatırım yaptığınızdan söz eder misiniz?

Türkiye tarım teknolojilerinde çok ileri değil. Özellikle de hayvancılıkta bu durum daha belirgin. Bu durumu tersine çevirmek istedik. Yerli, kendi teknolojisine sahip, patentli unsurları olan ve Avrupa, ABD dahil olmak üzere yurtdışına satılabilecek, oradaki rakipleriyle rekabet edebilecek bir ürün hedefledik. Bu hedefi de gerçekleştirdiğimizi görüyoruz.

Bu ürünün benzerlerinden farkı nedir?

Hayvan sağlığına yönelik kaliteli, endüstriyel sağım yapabilecek donanımlar hep yurtdışından getiriliyordu. Yerli ürünler de var ama bunların büyük bölümü ithal ürünlerin kopyası. Yerli üreticilerin çoğu Ar-Ge yapmıyor, ürün geliştirmeye çalışmıyor, uygun malzeme kullanmıyor. ‘Sağım makinesinin amacı süt sağmaktır, sağıyor mu, sağıyor’ mantığıyla hareket ediyorlar. Hayvanın meme sağlığı ne durumda, buna bağlı verimlilik kayıpları nelerdir hiç bakılmıyor. Süt hayvancılığının en önemli sorunlarının başında meme hastalıkları geliyor. Kimse bunda bizim de etkimiz var mı diye kendini sorgulamıyor.

Nasıl bir Ar-Ge süreci izlediniz?

Bu makineyi geliştirirken süt ve hayvan odaklı hareket ettik. Elbette mekanik, elektronik bir çok parça biraraya gelerek çalışıyor ama bizim derdimiz sağım yapmak, memeye zarar vermemek ve kaliteli süt elde etmek, bakteri oranını yükseltmeden, doğal haline en yakın sağımı sağlayabilmek. Buna da ulaştık. Dünyada 100 yıldır üretim yapan markalar bunu sağlamışlar ama her ithal marka böyle değil. Biz dünyadaki en iyilerin seviyesini hedefledik. Ar-Ge, Ür-Ge ve saha denemeleri 5-6 yıl sürdü. ‘Bu oldu, artık sorunsuz çalışıyor’ dediğimiz anda da LAKTO markası ile pazara sunduk. Bu ürünü oluşturan parçaların kimi 3 yıl önce, kimi 1 yıl önce kullanılmaya başlandı. Fakat hepsi bir marka altında 8 aydır piyasada. Endüstriyel sağım makineleri ayrı unsurlardan oluşan bir sistem. Bir işletmede halihazırda kullanılan makinelere uyarlanabilecek kısımlar var. Örneğin bir kovalı sağım makinesinde başlık ve pulsatörü değiştirerek çok ileri bir sağıma kavuşmasını sağlayabiliriz.

Pazar ürünü nasıl karşıladı?

Şimdiye kadar gördüğü ilgi çok iyi. Sağımhanelerde çok iyi dönüşler oldu. Yabancı makineleri değiştirmeye başladık, işletmeler onlardan daha iyi sonuç aldıklarını gördüler. Bu makineyi yurtdışına da satacağız. Almanya’daki Eurotier Fuarı’nda büyük ilgi gördü. İngiltere’den ve Belçika’dan alıcılarla görüşmelerimiz oldu. Fakat şu an Avrupa ekonomisinin durumu ortada. Pazar çok durgun. Dolayısıyla yeni bir yatırım da sözkonusu değil. Avrupa biraz zaman alacak ama doğumuzda hareketli bir pazar var. Pakistan, Hindistan, İran ve Afrika’da büyük potansiyel bulunuyor. Hedef pazar olarak bu bölgeleri belirledik, görüşmeler başladı. Pakistan ve KKTC’de bayilerimiz oluştu. KKTC, bayimiz tüm Kıbrıs’a bakacak. Bu yıl içinde daha uzak ülkelere ilk sevkiyatımızı yapmayı hedefliyoruz.

Önünüze nasıl hedefler koydunuz?

İlk yıl hızlı bir büyüme beklemiyoruz ama sonrasında geometrik olarak büyüyeceğiz. Bayilerimizin kuvvetli olmasını istiyoruz. Sahada dolaşan, çiftçiye hizmet verecek bayiler arıyoruz. Türkiye’nin her yerine bayilikler vereceğiz. Kullanımı yaygınlaştıkça bir yerli marka olarak çok üstün sonuçlar verdiği görülecek. Yabancı markalardan daha ekonomik olması nedeniyle de hızlı bir büyüme yaşayacağını tahmin etmek zor değil. Fonksiyonellik açısından da yabancı markalardan hiçbir eksikliği yok, tam tersi bir çoğundan daha iyi, en iyiler seviyesinde. Hayvanın sağımının süresini kısaltıyor, meme sağlığında olumlu etkisi var, verimliği artırıyor. Deneme çiftliklerinde yapılan ölçümlerde hayvanın sütünün içindeki somatik hücre sayısının düştüğünü gözlemledik. Avrupa menşeli bir sağım makinesi kullanılırken somatik hücre sayısı 280 bin iken, bir aylık kullanım sonunda 80 bine düştü. Bu meme sağlığı açısından olağanüstü bir fark yarattığı anlamına geliyor. Verimlilik anlamında da biz yüzde 10’u garanti ediyoruz. Oysa çok daha fazla artış sağlandığını da gözlemledik. Sadece verim artışı düşünülünce yatırım 1 ile 3 ay arasında kendini amorti ediyor. Ürünümüzün fiyatı ithal makinelerin yüzde 50’ine kadar daha ucuz olabiliyor.

İnsanımızın ithal ürün zaafını nasıl aşacaksınız?

Türkiye’de işletmeler özellikle sağım konusunda çok uzman değiller. İthal ürünlerin daha iyi olduğu yönünde bir önyargı da var. Biz sonuçları göstererek bu anlayışı değiştireceğiz. Sektördeki işletmelerin yapısı da bizi destekler nitelikte. Çok büyük işletmeler yollarına devam ediyorlar, onlar yatırımlarını sürdürecekler. Ama Türkiye’de süt üretiminin yüzde 85’i 100 sağmal kapasitenin altında küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından yapılıyor.  Bu durum sürecek. Küçük işletmeler de biraz daha büyüyerek orta ölçekli hale dönüşecek. Bunu da eski çalışma yöntemleri ile yapması çok zor. Araştırdıklarında da karşılarına biz çıkacağız.

Bu konuda yasal düzenlemeler ne doğrultuda?

Çiğ Süt Tebliği yürürlüğe girince pek çok işletme zorunlu olarak bu yatırımları yapacak, çünkü mevcut teknolojiler ile elde ettiği çiğ sütü satamayacak. Tebliğ 2014’te yürürlüğe girecek, herhangi bir erteleme olsa bile bundan kaçış yok. Kaliteli sütün randımanı da yüksek oluyor. Sanayiciler sütün kalitesi arttıkça daha az sütten daha çok süt ürünü elde edecekler. Bunun tüketiciye de faydası var. Şu an bizim tükettiğimiz sütün yüzde 90’ını UHT süt oluşturuyor. Oysa gelişmiş ülkelerde ağırlık pastörize sütte. Bunu elde etmek için de kaliteli süte ihtiyaç var.

Ürününüzün kalite düzeyi olarak nereye koyuyorsunuz?

Bizim ürünümüzle ithal bir ürünü yan yana koyup ‘hangisi ithal’ diye sorduğumuzda, yerlinin daha kalitesiz olduğunu düşünüp, LAKTO’yu işaret ediyorlar. Görünüşü ve işçiliği ile farklı. Halihazırda zaten ithal ürün kullanan çiftlik sayısı az. Genelde büyük işletmeler ithal tercih ediyor. Küçük işletmeler yerli ürünler kullanıyorlar, çoğu da meme hastalıklarından kırılıyor. Bu ürünü yaparken teknik, pnömatik, elektronik bilgilerin yanında geçmişe dayalı hayvan yetiştiriciliği ve meme sağlığını biliyor olmanın avantajını da yansıttık. Çiftçinin üzerinde kalite baskısı olmazsa ne yazık ki batana kadar bildiği yolda ilerler, çünkü ekonomik ortam onlara yatırım yapma fırsatı sunmuyor. Meme hastalıklarının sağım makinesi kaynaklı olabileceğini bilmiyorlar. Pek çoğu bunu kader olarak kabul ediyor. Ayakta kalmanın zorlaştığı gün, ki o gün bugün, adım atmaya başlamak zorunda kalacaklar.

LAKTO ürünlerine her türlü ileri teknolojiyi uyarlamak mümkün. Biz mükemmel sağımı yapacak şekilde tasarladık. Bu donanım, fonksiyonelliği yanında mümkün olduğunca az arıza çıkaracak şekilde üretildi. Her ne kadar modern pazarlama yaklaşımı makine satmaktan çok yedek parça satmak üzere kurulmuş olsa da biz çok vicdani görmedik, ürünlerimiz neredeyse tak ve unut şeklinde oldu. Üzerine eklenecek sürü yönetim sistemiyle de uyumlu.

Yolda yeni ürünler var mı?

Ar-Ge süreci bitmiyor. Yeni ürünler çıkacak. Son dönemde enerji tüketimini azaltmaya yönelik tasarruf cihazları üzerinde yoğunlaştık. Çünkü hayvancılık işletmelerinin en büyük giderlerinden biri enerji. Bunların temizliği için gereken kimyasal sarf malzemesi de önemli maliyet unsurlarından. Bunları ciddi şekilde düşürmeye yönelik hazırlıklarımız var. KOBİ’lerde, bilgisayarlı sürü yönetimi sisteminin ekonomik olmadığı durumlarda, işçilikten tasarruf eden, aynı zamanda hayvanın meme sağlığını erken teşhis edebilecek bazı donanımlar üzerinde çalışıyoruz. Bunlar Türkiye’de yok. Bunların hepsi çalışma modeli itibariyle özgün ürünler, uluslar arası patent başvuruları alındı, saha denemeleri bir yıl içinde başlayacak.

 

 

 

AB fonlarıyla anahtar teslimi çiftlik

Anahtar teslimi hayvancılık işletmeleri kurabilecek bilgi ve donanıma sahibiz. AB’nin kısa adı IPARD olan ve Türkiye’de TKDK (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) tarafından dağıtılan kırsal kalkınma fonları, modernizasyon yatırımları yapmak isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüzde 65’e kadar hibe desteklerle modern işletmeler haline gelmelerini sağlamayı amaçlıyor.

 

AB’nin çok sıkı ve karmaşık kuralları var. Proje hazırlama kriterlerine ve işin takip kurallarına harfi harfine uyum gerekiyor. Biz de projelerin teknik çizimleri, inşaatı ve makine ekipmanı dahil olarak IPARD desteklerinden yararlanılmasını sağlamak için çalışmalara başladık. Bu hibe destek sisteminin süresi şimdi 2020’ye uzadı. Bu tarihe kadar Türkiye’de çok sayıda orta ölçekli hayvancılık işletmeleri kurulacak, bunların yatırım bedellerinin önemli kısmı da AB tarafından fonlanacak. Türkiye yaklaşık 25 yıldır bu kaynağın biriktiği havuza para verdi. Şimdi bunları kullanmak zorundayız. Bunlarla ilgili gerçekleştirdiğimiz projeler var. Dünya ile rekabet eden teknoloji ve IPARD desteklerinin anahtar teslimi olarak kullandırılması bizim için son dönemde öne çıkan unsurlar. 

 

Ahmet USMAN - Dünya Gazetesi Röportajı

 

Yorumlar (0)

yorum yok